Bana Ulaşın

Yandaki formu kullanarak bana ulaşabilirsiniz

 


İstanbul,
Türkiye

ZENCEFIT

TEB BNP PARIBAS WTA CHAMPIONSHIPS ÇEYREK FİNALLER

Burcu Henderson

Tenisi televizyondan takip eden  izleyiciler olarak cuma günü çeyrek finallere gitmek, bizim  için bir ilkti. Ataköy'de bulunan Sinan Erdem Spor Salonu'na toplu taşıma yoluyla gitmeye karar verdik ve metro ile Taksim'e, Taksim'den dolmuşla Bakırköy'e, oradan da taksiyle Sinan Erdem'e gitmek bize o an için en hızlı ve mantıklısı göründü. Çılgın Cuma trafiğine rağmen ilk maçın başlama saati olan  17:00 gibi alana vardık. Tenis Federasyonu'nun kurduğu sokak tenisi alanı,  tenisle ilk teması sağlamak için iyi düşünülmüştü. 

Bizim gireceğimiz  kapıdaki yığılma sebebiyle içeri girişimiz uzun sürse de, maç başlamadan yerimizi aldık. 

O gün Serena Williams'ın maçı olmaması dolayısıyla biraz hayal kırıklığımız olsa da, VictoriaAzarenkayı'da izlemek istiyorduk. İlk maç da Na Li ve Victoria Azarenka arasındaydı. Azarenka sakatlandığı için maçın temposu düştü ve sonuç belli oldu. Toplara koşamayan ve acı çektiği yüzünden belli olan Azarenka maçı bırakmadı ve sonuna kadar fizyoterapist desteğiyle de olsa devam etti. Bu tarz spor organizasyonlarının bence en güzel yanı özellikle kadınlar söz konusu olduğunda güçlü kadınlardan ilham almak. :)

Maçın ilk setinde önümüzdeki sıraya gelen  gelen Adidas giyen sarışın kadın bir baktık ki, diğer bir ünlü tenisçi Caroline Wozniacki idi. Bizim dışımızda da onu farkedenler olup, fotoğraf çektirme faslı bitmek bilmeyince kendisi çareyi kortu terketmekte buldu. Bu arada sevgilisi ünlü golf oyuncusu Rory McIlroy'dan ayrıldığı iddia edilse de, nişan yüzüğünün hala parmağında olduğu dikkatimizden kaçmadı :). Spor da olsa magazin hayatın bazen tadı, tuzu değil mi? :)

Bu maçta daha yakından izleme fırsatı bulduğum Çinli tenisçi Na Li'den etkilenmedim dersem yalan olur. Kendisinin Zen tavrı, duygularına hakim olamayan bazı oyuncular yanında takdire şayan ve bence oyununun bu kadar güçlü olmasında en önemli etkilerden. 

Bir sonraki maç Petra Kvitova ile Alman Anjelique Kerber arasındaydı. İlk set çekişmeli geçse de, Kvitova maça ağırlığını koyup, Kerber'den daha hızlı hareket edince maçı kazanıp, yarı finale çıkmasını bildi. 

Cuma günü olmasının da etkisiyle salon ne yazık ki boştu. Ülkemizde milyonların! tenis seyrettiği iddia edildiği yerde, gerçeğe kendi gözlerimizle şahit olduk ve üzüldük. Ne yapılabilirdi? Okullardan öğrenciler organize edilebilir, salon doldurulur ve bir kaç tanesinin bile olsa,  gelecekte sporcu olmaları için dünya çapındaki isimlerden ilham almaları sağlanabilirdi ama böyle şeyler tabi bizim ülkemizde düşünülemiyor bir türlü. :((

Dönüşte toplu taşımaya ulaşmak için ana cadde geçmemiz gerekiyordu ancak gelin görün ki, milyonlarca dolarlık yatırım yapılan ve trafiğin hızlı aktığı bir yerde seyircilerin güvenli bir şekilde karşıya geçmesi için bir trafik ışığı koymak düşünülememişti.

Bir Wimbledon gibi çilek, krema ve Pimms! :))  yoktu belki ama dünyaca ünlü oyuncuları izlemek her şeye rağmen güzeldi. :) Ben de o gazla ertesi gün yapacağım uzun koşum için daha istekli olarak uyandım.