Bana Ulaşın

Yandaki formu kullanarak bana ulaşabilirsiniz

 


İstanbul,
Türkiye

ZENCEFIT

Run Istanbul 2013

Burcu Henderson

Hangisi daha çılgınca ve zordu emin değilim. Pazar günü bir günde 2 yarışta toplam 18,1 km koşmak mı yoksa, Bostancı'da yapılacak

Run İstanbul

'a yetişebilmek mi?

Zaman ilerledikçe 2.nin daha zor olduğunu gördük. ;) Yaptığımız plana göre Beşiktaş'tan Kadıköy'e saat 17:15 vapurunu yakalasak,19:00 da başlayacak koşuya yetişiriz diye düşünmüştük ancak 1. koşunun ağırlığıyla ancak 17:45 vapurunu yakalayabildik. Evden çıktığımız zaman organizasyondan bir arkadaşım yolların kapalı olduğu minibüs yolunu kullanıp, Bostancı'ya gidip, oradan başlangıça kadar yürümemiz gerektiği mesajını  gönderdi.

Ben karşıyı çok bilmem o yüzden, yol muhakemem  başarılı olmayabilir. Spenny ile Kadıköy'den atladık bir taksiye, dedik bizi minibus yolundan Bostancı'ya götür.

#runistanbul

'a 'a gitmek istediğimizi duyan taksici bahanelere başlamışken, minibüs yolunu duyunca sustu ve görevi olan araba sürmeye başladı. Benim için Kadıköy Bostancı arası kafamda 15 dk falandı ama bir de kapalı yol trafiğinin eklenmesiyle bizim Bostancı civarına varışımız yaklaşık 1 saat sürdü. Taksiciye ne zaman daha ne kadar var dediğimde, çok var demesi minibüs yolundan Kadıköy-Bostancı arasının düşündüğüm kadar kısa olmadığını anlamamı sağladı.  Arabanın içinde trafikte, bu kadar yolu ve trafiği çekip koşuya yetişemeyecek olmamız durumu aklımıza geldikçe soğuk terler döktük. Yine trafik nedeniyle ilerlemeyen bir yolda, taksici buradan inip aşağı sahile doğru yürüyün dedi, bu sırada 19:00'da yapılacak koşuya yaklaşık 1 dk falan vardı. Bizim yürümek gibi bir lüksümüz olmadığından, başladık son hızda koşmaya. Yaklaşık 1,5 km falan koştuk. Bizim gibi yetişmeye çalışan bir sürü insan vardı ve uzaktan müzik ve anonsları duyabiliyorduk. Biz yaklaştığımız sırada 10'dan geriye sayım başlamıştı bile. İlk hızlı grup çıktı, insanlar yavaş yavaş hareket ederken biz de yaklaşık 10 bin kişilik insan selinin en arkasında, Nike+ uygulamamızı ayarlayıp, koşu pozisyonumuzu almaya çalıştık. Bu sebepledir ki, başlangıça kadar olan zamanın heyecanını yaşayıp, keyfine varıp, rahat rahat fotoğraf çekecek zamanımız falan olamadı. :(

Koşu organizasyonları sayesinde yürüyemeyeceğiniz bile yerlerde koşabilmek zevkli. Bu ne kadar zevkli ise koşan bir insan olarak, lütfen yanlış anlamayın ama yürüyenlerin arkasında kalmak bir o kadar keyifsiz. İlk dakikadan sonra bu kalabalıkta birbirimizi takip etmemiz zor olacağından Spenny ile ayrıldık, herkes kendi başının çaresine baktı :) . Dümdüz yolda ilk 4 km de falan ben koştuğumdan bir şey anlamadım ve 1. km yi yarı maraton koşma hızından bile fazla, 7:40'da ancak aşabildim. Bunun daha çok bir eğlence koşusu olduğunu biliyordum ama bu kadar yavaş olacağını beklemiyordum. Kalabalıkta yürüyen çok insan olunca, koşanlar işaretlerin dışında alternatif yollar arama çabasına girdiler. Kaldırımlardan, bulabildikleri aralıklardan diğerlerini sollayıp geçmek, tempoyu tutturmak gerçekten yorucu ve herhangi bir sakatlık olmaması için de ekstra dikkat gerektiren bir durumdu.

Ben ilk kez gece bu kadar karanlıkta koştum, hava sıcaklığı da koşmak için çok uygundu. Ayakkabılarımdaki hareket ettikçe yanan ışıklar ve kulağımdaki müzik koşuyu biraz daha eğlenceli hale getirdi. Kalabalıktan ve karanlıktan su istasyonlarını bile göremedim. Gördüğüm zaman hem çok geçti, hem de yığılmış insanlardan dolayı orada su bekleyerek vakit harcamak istemedim ve tüm koşuyu susuz tamamladım. 5. km den sonra yolun da düz olmasının verdiği güçle, hızımı arttırıp kmyi 05:25 ve altında koşmaya başladım.

Finishe vardığımda saatim 43 dakikayı gösteriyordu ancak kendi hızımda koşabilseydim bunun daha düşük olacağını biliyordum. Herkesin organizasyonun bir parçası olmak istemesi ve bu kadar çok kişinin katılması spor adına çok güzel bir gelişme ancak koşanlar ve yürüyenleri ayıran bir düzenleme gelecek organizasyonlar için maalesef şart.

Koşu bitince Spenny'yi buldum, etkinlik alanına gidip biraz nefeslendik. Nike Training Club için kurulan stand bayağı hareketli idi, orada gördüğüm şu tayta göz koydum, bu arada da çok tatlı bir takipçimle tanışıp, sohbet etme imkanı buldum.

Bu arada aranızda Run İstanbul deneyimi yaşayanlar var ise yorumlarda paylaşırsanız, düşüncelerini duymak isterim.

Resmi sonuçlara gelince ne yazık ki ne  isim ne göğüs numaramızla siteden sonuçlara ulaşamadık. RFID yeni bir sistem ancak bu durumda klasik çip sanırım daha güvenli ve sorunsuz.

Benim için her koşu yeni bir deneyim, yeni dersler demek, bu da öyleydi. Pazar günü 2 koşuda koşmak geleceğe yönelik kararlar almamda ve performansımı ölçmemde bir gösterge olacaktı ve öyle de oldu. Günde 2 koşuda toplam 18,1 km koşmak beni çok fazla zorlamadı ve artık yarı maratonda koşma zamanımın doğruluğu konusunda beni cesaretlendirdi.

Bir dahaki koşuda bu küçük ayrıntılar düzenlendiği takdirde her şeyin, herkes için daha fazla iyileşeceğine eminim. Seneye ben yine Run İstanbul'da koşacağım, ya siz?