Bana Ulaşın

Yandaki formu kullanarak bana ulaşabilirsiniz

 


İstanbul,
Türkiye

ZENCEFIT

Bayram şekeri 21,3 km

Burcu Henderson

Selam! :) Bayram, tatil..vs bitti, gene burda buluştuk. Ben tatil sırasında daha az spor yapmış ve daha çok yemiş olabilirim ancak hayatımda ilk kez bir şeyi yaptım ve ilk yarı maraton mesafem olan 21,3 km yi devirdim!! :))

Şimdiye kadar en uzun mesafem olan bu koşunun detaylarını burada paylaşmamak düşünülemez olduğundan lafı çok dolandırmadan konuya giriyorum.

Bayramın birinci gününe gidiyoruz. Biz sabah 8-8:30 gibi uyandık, salona gecip, akşam seyretmeye başlayıp bitiremediğimiz "Yedi" filminin devamını izledik. Seyretmediğimizden değil ama ikimizde o filmi uzun süredir seyretmemiş olduğumuzdan ve sevdiğimizden tekrar izledik. Sonunu bilmemize rağmen, yine bitince üzerine konuştuk, konuştuk. Saat 10:00'a doğru Spenny benim daha önce koştuğum Eminönü parkurunu koşmayı teklif etti.  Ben de dönüşte Unter Karaköy'de kahvaltı ederiz dedim ve kabul ettim. Aslında o yolu normal zamanda o saatte koşmam ama bayram olduğu için kalabalığın çok sorun olmayacağını düşündüm.

Evden çıktık, Maçka Parkı'nın dışından Dolmabahçe'den Karaköy yönüne koşmaya başladık. Kabataş biraz kalabalıktı, tempoyu biraz düşürdük, Karaköy'ün içinden  koşup Galata Köprüsü'ne ulaştık. Mesafe yaklaşık 5km falandı. Yol boyunca gördüğümüz her 10 kişiden 9'u turistti,  ben de İstanbul'un tadını çıkartmak için bayramdan daha iyi bir zaman düşünemiyorum.

Köprüde balık tutanlar çoktan yerini almıştı. Eminönü'ü geçip, Harem İskelesine gelene kadar yine kalabalıktı, tempo yine düştü. Sarayburnu'undan itibaren her şey çok daha güzeldi. Güneş deniz üzerinde parıldıyor, yine turistler sahilde yürüyor ve biz koşuyorduk. Ben o yönde 10km gidip geri dönmemizi teklif ettim, kabul edildi. O gün için ben içimden15km falan gibi bir mesafe koşarız heralde diye düşünmüştüm. Cankurtaran'ı falan geçtik, Kumkapı Balık Pazarı'ında balık için birbiri ile kavga eden martıların ve keskin kokuların arasından ilerledik. Pazarın sonunda baktım mesafe 10km yi biraz geçmiş. Hadi dedim, dönme vakti.

Yolun karşısına geçip, tamamen deniz, görerek koşabileceğimiz yere kadar karşı kaldırımda koştuk. 10km'den sonra ben Spenny'e bacaklarım yorulmaya başladı, ben nasıl yarı maraton koşacağım dedim. Neyseki Karaköy yakındı, kendime hedefler belirleyip, onlara vardıkça sevindim. Zaten hissettiğim yorgunluk da belirli bir süre sonra azaldı. Sarayburnu, Harem İskelesi arasında biraz yokuş tırmandık, Eminönü kalabalığını atlattık ve Karaköy Unter'e vardık. Buraya kadar yaklaşık 16,4 km falandı mesafe. Unter tabi bayram sebebiyle kapı duvar, baktık diğer kafelerde de durum farklı değil, Spenny dedi o zaman eve koşuyoruz. Ben kem küm nasıl falan derken, durmadan devam ettik. Oradan eve yaklaşık 4km falan, dedim o zaman oldu olacak 21km koşalım, bakalım nasıl sonuçlanacak. İlk 21 km koşma düşüncesinin mutluluğu, itici güç oldu, suratıma sırıtan bir ifade, bacaklarıma bir enerji geldi :) Yine bir Kabataş kalabalığı, hatta bir deli bir adam tarafından durup dururken nerdeyse tokatlanma macerasını atlatıp, Maçka Parkı'na vardık. Baktık direkt eve koşsak mesafe tamamlanmayacak, parkta biraz tur attık. Ben ara ara bacaklarımla konuşmaya başladım, hadi yapabilirsiniz, güçlüsünüz :)) Sonra parktan çıkıp, aşağı İTU'nün oraya kadar koşup, Teşvikiye Caddesi'inden yukarı çıkmaya başladık. Doğrusu bacakların yan taraflarında hisedilen yorgunluk emareleriyle yokuş çıkmak çok iyi bir fikir değildi ancak daha sonra bundan daha zorlu parkurlarda koşma ihtimaline karşı da bir hazırlık olacaktı. Baktım mesafe yavaş yavaş 21km 'ye yaklaşıyor ve Yargıcı'nın oradaki ışıklara yakın bir yerlerde 21 km oldu ve ben bir sevinç çığlığı attım. Koşabilir miyim, yapabilir miyim, soruları daha önce kafamda binbir kere dönmüşken, ben evden kahvaltıya diye çıkıp, yarı maraton mesafesi koşmuştum. Ne kadar sevindiğimi, kendimle ne kadar gurur duyduğumu bilmem söylememe gerek var mı? :) 3 Kasım'da

Urfa'da yarı maraton

koşmalı mıyım sorusunun cevabı da,  böylece alınmış oldu. Bu postu bitirince 10 km olarak yaptırdığım kaydımın, 21 km olarak değiştirilmesi için gereken maili atacağım.

Koştıktan sonra evet bacaklarım yorgundu ancak o yorgunluk çok az bir antrenmanla geçen sene Avrasya Maratonu'nun 15 km lik bölümünde koştuğum zamandan sonraki yorgunlukla karşılaştırılamayacak kadar hafifti. Hatırlıyorum da o koşudan sonra, ertesi gün falan yürüyecek durumda değildim ama bayramın 2. günü belki 21 olmasa da yine koşabilecek duruma gelmiştim. Düzenli koşmak kesinlikle işe yaramıştı.

Yazımı bitirmeden konunun bir de zihinsel bölümüne değinmek istiyorum. O gün eğer 21 km koşacağız diye çıksaydık acaba sonuç aynı olur muydu, ben bu kadar rahat olur muydum emin değilim. Kahvaltıya diye çıkıp plansız bir 21 km koşmak, planlı bir 21 km den daha stressiz oldu kesinlikle. Bu deneyimden sonra diğer koşu ve engellere de aynı rahat bakış açısıyla yaklaşmak gerek diye düşünüyorum.

Şimdi hepimiz bayramda olanları bir kenara bırakıp, silkinelim. Yeni hafta ve yeni fırsatlar kapımızda, onları en iyi şekilde değerlendirmeye bakalım.

Herkese iyi haftalar! :)

Tişört ve tayt: Nike Running

Yelek: Adidas Clima proof

Ayakkabı: Asics Gel Kayano 19

Şapka: Stella McCartney x Adidas

Telefon aparatı: Kalenji