Bana Ulaşın

Yandaki formu kullanarak bana ulaşabilirsiniz

 


İstanbul,
Türkiye

ZENCEFIT

Nasıl koşmaya başladım ve koşu formu

Burcu Henderson

Gelen yorumlardan ve maillerden  aranızda koşmaya başlamak isteyen çok kişi olduğunu biliyorum.  Çoğunuz nereden başlayacaklarını bilemediklerini, buna dair postları blogda görmek istediklerini söylediler.  Ben de 1 yıldır koşan biri olarak, yaşadıklarımı, bildiklerimi, öğrenmeye devam ettiklerimi, yeri geldikçe sizlerle paylaşacağım çünkü sokakta koşan, koşanlara hayalet görmüş gibi bakmayan insanların çoğalmasını istiyorum :)). Şaka bir yana ben de o insanlardan biriyken, nasıl koşan birisine döndüm, önce onun hikayesiyle başlayalım.

Olayın ucu, sanırım şaşırmayacaksınız ama yine benim sevgilime dayanıyor. :) .Aslında ondan önce de yakın arkadaşım Duygu yıllardır dışarda koşar, beni çağırır ama ben spor yapmama rağmen nedense bir türlü gidemezdim. Sevgilim yıllardır açıkhavada koşarmış. Onu tanıdığımda, daha ilişkimiz başlamadan önce sabahları erkenden kalkıp, çıkıp koşardı. Ben de tipik Türk, sokaklarda koşulur mu, burada kimse koşmaz diye onunla dalga geçerdim. :) Neyse biz çıkmaya başladık, ben dışarda koşmak konusuna yaklaşık 7-8 ay yine uzaktan baktım çünkü ben koşu bandında dahi koşan bir insan değildim. Ta ki geçen yıl, soğuk bir bahar sabahı (Mart sonu gibi)  saat 6:30-7:00 gibi  spor ayakkabılarımı giyip, kendisine katılmaya karar verene kadar. Aşk nelere kadir?? :))  Yavaş koşmamıza rağmen ancak yaklaşık 8 dk aralıksız koşabilmeyi becerebildim. Maçka Parkı'nın yokuşlarında yürümeye geçip, telef olmuş bir vaziyette eve döndüğüm çok oldu. Soğukta dışarıda koştunuz mu hiç bilmiyorum ama o ciğerlerinizi yakan buz gibi hava pek güzel bir his değil, en azından ilk başladığımda değildi. ;)   Ben onunla, temposunu düşürsem de, koşmaya devam ettim, o hep beni cesaretlendirdi. Sonra onsuz da koşmaya devam ettim, kimsenin bakışlarına aldırmadım çünkü durumdan fazlasıyla hoşlanmaya başladım. 1 ay sonra Polar saatimle olaya başka bir boyuttan daldım, motivasyonum daha da arttı. Eve döndüğümle, evden çıktığım mod arasındaki fark ve mutluluk seviyesi inkar edilemez bir hale geldi. Koşmaya devam ettikçe, süreler uzadı, mesafeler uzadı. Bir baktım ki, ben koşabiliyorum ve koşu artık benim hayatımın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Bugün geri dönüp baktığımda, yeni bir koşucu olmama rağmen, o soğuk bahar sabahında verdiğim karardan çok çok memnunum.

Diyeceksiniz ki, koşmak bir ayağını öbürünün önüne atmak demek değil midir, kolay görünüyor öyle değil mi? Hevesinizi kırmak gibi olmasın ama  değil. Koşu formu (şekli ) diye bir gerçek var ve doğru koşulmadığında ağrılar, sakatlıklarla ile sonuçlanabilir ve siz değil koşmak ayakkabılarınızı bile bağlayamayabilirsiniz. Ben şu ana kadar düşmek sonucunda oluşan bir sakatlık dışında, gayet iyi olduğuma göre, koşu şeklimde bir sorun olmadığını düşünüyorum :) Koşuya başladığım zamanlara yakın bir zaman bulduğum bir görsel ile koşu formuna açıklık getirelim, sokakta, parkta, koşu bandında nasıl koşulur bilelim, ne dersiniz? (İsterdim ki diagram benim üzerime olsun ama bu örneğin daha iyi olduğunda hem fikirizdir sanırım?? :) )

Nasıl Koşulur? Koşu Formu

1. Kafa: Aşağıya bakmayın, ileriye bakın. Çenenizi serbest bırakın, dışarı çıkartmayın. Kafanızı aşağıda tuttuğunuzda, boğazınız kapanır bu da rahat nefes almanızı engeller. Doğru kafa pozisyonu ayrıca duruşunuzu dikleştirir ve daha verimli koşmanızı sağlar.

2. Omuzlar: Aşağıda ve serbest, yüksek ve sıkı değil. Bazen farketmeden omuzları kulağınıza çektiğinizde baş ve boyun ağrılarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

3. Kollar: Kollarınızı öne ve arkaya sallayın, göğsünüze önüne doğru değil. Oyle yapıldığı taktirde enerjinizden gidecek ve kaslarınız yorulacaktır. Hızınızı ve dayanıklılığınızı arttırmak için kollarınızı, dirsekler 90 derecelik açı oluşturacak şekilde öne ve arkaya doğru hareket ettirin.

4. Dirsekler: Dirsekleri göğüs ve bel arasında tutun, yukarıda da belirtiğim gibi yaklaşık 90 derecelik açıda olsunlar.

5. Eller: Eller yumruk pozisyonunda olsun ancak sıkmayın, parmaklar hafifçe avuç içlerine değsin. Sanki elinizde bir kelebek varmış da, onu sıkıp öldürmemek için dikkat ediyormuşsunuz gibi davranın. :)

6. Gövde: Uzun koşun. Gövde dik olmalı ve siz boyunuzun en yüksek halinde olmalısınız. Gevşemek yok, eğer gevşerseniz derin bir nefes alın, duruşunuz kendini düzeltecektir.

7.Kalça:İleriyi işaret etmeli, ancak ileri doğru çıkık olmamalı.

8. Dizler: Dizleri çok yukarı kaldırmayın.Kısa ve verimli bir adım için alçakta tutun. Dizler hafif kırık olsun ki, ayağınız yere değdiğinde baskıyı azaltmak için  doğal olarak kıvrılsın.

9.Alt bacak: Alt bacağınız vücudunuzun önüne doğru  dışarıda olmamalı, eğer taşarsa adımınız çok uzun demektir.

10. Bilek: İterken bilekleriniz rahat olsun.

11. Ayak / İniş ve başlangıç : Ayaklarınız yere inerken, vucudunuzun önünde değil, altında olsun. Yere önce ayağınızın ortasıyla basın, parmaklar  aşağıyı göstermeli, yere paralel olmamalı.  Ayağın ortasına iniş dengeli bir koşu sağlarken, sürtünmeyi de azaltır. Ayağınız yere hafifçe dokunmalı ve topuğa doğru hareket etmeli, sanki yeri yavaşça süpürdüğünüzü düşünün.

Herkesin doğal bir koşu şekli vardır ancak bu noktalara dikkat ederseniz daha sağlıklı ve verimli koşabilirsiniz, gönül hepinizin koşmayı sevmesinden yana :) . Bu arada bunlar size koşarken yardımı olacak noktalar ama çok da kafanızı bulandırmayın derim, bir dışarı çıkın gerisi gelir, yeter ki o adımları atın.

Hadi şimdi parklara! :))

Pinterest,livestrong,fitsugar