Bana Ulaşın

Yandaki formu kullanarak bana ulaşabilirsiniz

 


İstanbul,
Türkiye

ZENCEFIT

Free Your Run

Burcu Henderson

Merhaba! :) Cumartesi günü haberini verdiğim Free Your Run kısa ama fazlasıyla keyifliydi.

Postta yazdığım üzere mavi Nike üstü, sarı şortumla giyip, Oakley gözlüklerimi de taktım mı, kendimi zaten fazlasıyla koşu havasına soktum (Gerçi sadece 5k olduğu için durum biraz fazla gözükebilir ancak 15k olsa  da hazırlık aynı olacaktı :))

Önce evden Kabataş'a, Maçka Parkı'nı geçerek yürüdük. Hava sıcak, herkes çimlere yayılmış. Beşiktaş'ın maçı varmış, İnönü Stadyumu'nu geçerken birisi bana giydiğim renklerden dolayı F. you Kanarya diye bağırsa da, ne Kanaryası be, ben Galatasaray'lıyım deyip onu püskürtmesini bildim :). Galatasaraylı olduğunu söylemek daha mı iyi bilmiyorum ama adamı susturdu, biz de gülüp geçtik.

Tramvaya uzun süredir binmiyordum, kalabalık hali devam etmekteymiş. 5:45 civarı Dikilitaş'a vardık. Bir avuç koşu sever toplanmıştı, itiraf etmeliyim ki kalabalık düşündüğümden azdı.  Koşu, ısınmanın ardından 18:30'da başlayacak dediler. Buna sevindim çünkü paldır küldür, hemen koşmaya başlamaktan pek hoşlanmıyorum :).

Isındıktan sonra 18:30 gibi start verildi. Kalabalıkla beraber Sultanahmet'ten aşağı koşuyoruz, güzelim Soğukçeşme Sokağı cevredekilerin tezaruhatları arasında geçildi. Koşmaya devam. Gelecek durak Gülhane Parkı. Yine yıllardır yolunu unuttuğum bir yer, ne kadar da büyükmüş. Parkurun bir kısmı tramvay yolundan geçtiğinden, yaya, araç trafiği ve bizler birbirimize karışıyoruz. Yavaşlıyoruz, tempomuz düşüyor, bu kısım önceki dakikalara göre daha keyifsiz geçiyor. Neyse sonunda, Sirkeci Tren Garı görünüyor. İşte bu kısım en güzeli, garın içinden tren raylarına doğru koşuyoruz, kalabalık yavaşlıyor yine. O da ne ? Marmaray treni, denizin altından önce bizim koşu parkurumuzun bir parçası olmuş.  Henüz pırıl, pırıl vagonlardan koşarak geçiyoruz. O anın videosunu da  çekmiştim ama maalesef Vine'ın azizliğine uğruyor.

Vagondan çıktıktan sonra taşlı tren raylarındayız. Bu kısım beni biraz korkutuyor . Sebebine gelince tam yarıştan önce, size bahsettiğim düşme olayından dolayı doktorun yolunu tuttum. Şikayetlerimden bahsettim. Muayene ve rontgen sonunda daha fazla esnetme hareketi yapmam gerektiği, bacak içlerimi daha fazla güçlendirmem gerektiği ortaya çıktı. Bunları biliyorum zaten doktor bey, henüz vucudumla işim zaten bitmedi! :). Düşme sebebiyle hava yastığı görevi yapacak kadar yağ bulunmadığı için amiyane deyimle kaseyi kırmışım :). Evet oradaki kemik düşmeden zarar görmüş maalesef.  Krem, ağrı kesici verildi, yapacak  başka bir şey yokmuş,  4-6 hafta içinde geçmesi beklenirmiş. Anlaşılan bu süre içinde ağrılı koşmaya ve yan yatmaya devam. :( Ha bir de bana, daha fazla spor salonu yolu gözüktü :).

Bu kadar açıklamadan sonra neden korktuğuma bir daha dönersek; ayağımda zemini daha fazla hissettiren Nike Free 5.0'lar, taslı bir parkur ve ağrı yapan bir kemik su durumda iyi bir üçlü sayılmazlardı. Neyse ki, o kısım daha kısa sürdü, korktuğum kadar bir durum olmadı ve keyif içinde parkur bitti.

Ayakkabının performansı üzerine bir kaç cümle söylemem gerekirse, görsel ve esneklik olarak çok iyiler ve çok hafifler. Akşam  özellikle alt bacaklarım biraz ağrıdı. Ben bunu bir önceki günün egzersinin yorgunluğu artı, daha doğal bir koşu imkanı sunarak, kasları daha fazla çalıştıran Nike free 5,0'a bağlıyorum.  Aslında serinin numarası ne kadar küçük olursa, esnekliği ve yalın ayak koşma hissi artıyor yani  3.0 alırsanız mesela orta tabanı daha esnek olduğundan çıplak ayakla koşma hissi artar. Bu ayakkabıların tasarım amacı, bizim genelde giydiğimiz yüksek korumalı, hava yastıklı ayakkabıların ayak kaslarını tembelleştirmesi ve çıplak ayak koşusunun da aslında rutinimizde olması gerektiği temeline dayanıyor. Bir sürü yerde de tavsiye edildiği gibi bu ayakkabılar kısa mesafe koşularda programa katılabilir, ben de onları öyle kullanmayı düşünüyorum. İlk giyişim çorapla olsa da, ayakkabı nefes aldığı için ve ayağı çok iyi sardığı için çorapsız performansının çoraplıya göre çok daha iyi olduğu söylenenler arasında. Deneyip, göreceğim :).

Koşunun son metreleri

Yine koşuya dönelim, yaklaşık 4 km lik kısa parkur bittiğinde tren raylarında kurulan sahnedeki  eğitmen eşliğinde esnetmelerimizi yaptık, güneşin batışına müzikle  tanıklık ettik.

Sonuç olarak benim için güzel ve farklı bir deneyim oldu. Benim Nike'den beklentim daha çok bu tarz ve daha uzun, kesin parkurlu koşular,  aynen dün Washington DC'de yapılan

Nike Kadınlar Yarı Maraton

'u gibi  ;) .

4k beni kesmemiş ki hala enerjik hareketler peşindeyim :))